Umre Tavaf Niyeti

Umre: Belli bir vakit’e bağlı olmaksızın, usulüne göre ihrama girdikten sonra Kâbe’yi tavaf edip safa ile Merve arsında say etmek demektir. tavaf ve sa’y’ dan  sonra traş olunur ve ihramdan çıkılır.

Bulunulan yerin durumuna göre, mikad sınırında veya harem bölgesi dışında usulüne göre ihram’a girilir. Elbise çıkartılır,iki parçadan oluşan dikişsiz ve beyaz olan örtüyü giyinir.

“Allahümme inni uridü’l-umrete feyessir-ha li ve tekabbelha minni” “Allah’ım! Ben umre yapmak istiyorum, onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul buyur.”diye niyet edilir.

Sonra,”lebbeyk allahümme lebbeyk…”diye telbiye’de bulunulur. Yolculukta da telbiye getirmeye devam edilir.

Mekke’ye girilince, umre için tavafta bulunup, bildiğimiz gibi Kâbe etrafında yedi kere dolaşırız. Her tur da hacer-i esved selamlanır. İlk üç şavt’ta hızlı olunur, tekbir getirilir.

Tavaftan sonra safa ile Merve arsında sa’y edilir. Bundan sonra ise saçlar kesilir veya kısaltılır, umre tamamlanır. Kâbe tavaf edilir. İstediği elbiseyi giyebilir.

İhramda haram olan şeyler helal olur.

Safa ile Merve arasında yedi defa yürümek, saçları traş etmek ya da kısaltmak umrenin vaciplerindendir.

Umrenin şartları, haccın şartları gibidir. Fakat umre için belli bir vakit gerekli olmadığından, bu durum da ihram da umrenin bir şartıdır.

Umre tavafına başlarken:”Ya ilahi ben aziz ve celil olan yüce Allahın rızası için beyt-i haramını umre niyeti ile yedi defa tavaf etmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul buyur diye dua edilir.

Hacer-i esved’in bulunduğu köşeden tavafa başlanır. Beyt-i muazzam sola alınarak beyt-i muazzamın kapısına doğru sağa gidilmek suretiyle tur yapılır. Böylece her tur hacer-i esved’in bulunduğu köşeden başlar orada son bulur. Bu turların her birine şavt denir. Bu şekilde yedi şavt da tamamlanmış olur.

Tavafa başlarken, ya da tavaf esnasında hacer-i esved önünden geçerken ona yönelip namazda durur gibi tekbir ve tehlil getirerek mübarek taşa eller kaldırılır veya sürülür. Mümkün ise öpülür. Eğer ki bunları yapmak mümkün değilse el sürer gibi işaret yapılır.

Tavaftan sonra makamın gerisinde iki rekât namaz kılınır. Buna sünnet diyenler olduğu gibi vacip de diyenler vardır.

Kabeyi Kim Yaptı?

“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor, (şöyle diyorlardı) Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: şüphesiz sen işitensin, bilensin(Bakara Suresi-Ayet:127)

Kâbe’nin yapılışı hakkındaki rivayetler göre, Hz. Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraber batıya doğru yürürler. Kâbe’nin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz. âdem, bu buluşmaya şükür olmak üzere rabbine, ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Âdem onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz. Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz. Şit onun yerine, taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar. Ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün hacer-ül esvad diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina, kumlar altında uzunca bir süre kalır

Hz. İbrahim Allah’ın emri ile Kâbe’nin bulunduğu yere gider, oğlu İsmail ve eşi. hacer ile orada yerleşir. Sonra İsmail ile Kâbe’nin yerini kazar. Hz. Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur. Ve o temeller üzerine bugün mevcut olan Kâbe’yi inşa ederler. Ayette “Beytullahın temellerini yükseltiyor.”cümlesi bunu ifade eder.

İslam eserlerinde Allah’ın Hz. İbrahim’i Kâbe’yi inşa etmekle görevlendirerek Mekke’ye gönderdiği yazılıdır. Bununla birlikte, Kâbe’nin Hz. İbrahim’den çok daha önce eski bir döneme ait geçmişinden de bahsedilir. Yani, Kâbe çok önceleri de vardı. Ama Nuh tufanından sonra yıkılarak kaybolmuştu. İşte Hz. İbrahim bundan dolayı, kabeyi bulmak ve yeniden inşa etmek için Allah tarafından görevlendirilmişti.

Kâbe yüz yıllardır ayakta kalan bir yapıdır. Zaman içerisinde çok hasar görmüş, sel felaketlerine uğramış, çok çeşitli saldırılara maruz kalmıştır.

Osmanlı döneminde Kâbe hizmetine çok önem verilirdi. Bu kutsal mekâna her türlü yardımda bulunurlar ve kendilerini,”haadimül harameyn”olarak, yani Mekke ve Medine’nin hizmetçisi olarak takdim ederlerdi. Bugün Mekke ve çevresinde bir hayli Osmanlı eserleri mevcuttur.

Kâbe Müslümanların ibadetinde çok önemli bir yere sahiptir. Her gün dünya üzerinde yaşayan Müslümanlar, nerede olursa olsun Kâbe’ye yönlerini döner ve o yöne doğru namaz kılarlar.

Umre Nerede Yapılır?

Umre yapmak isteyenler, gereken hazırlıkları yaparlar ve iki rekât namaz kıldıktan sonra ”Allah’ım” senin rızan için umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” diye niyet edip telbiye getirerek ihrama girerler. Bu şekilde ihrama girdikten sonra Kâbe’yi usulüne göre tavaf ederler. Safa ile Merve arasında say yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkarlar. Böylece umre tamamlanmış olur. Umre için belirli bir zaman olmayıp, senenin her mevsiminde yapılabilir.

İHRAM NEDİR?

İhram, umreye niyet eden kişinin, normal zamanlarda işlenmesi mubah olan bazı fiil ve davranışları, belirli bir süre zarfında kendisine yasaklamasıdır. Buna ihrama girme denir. İhrama niyet ve telbiye ile girilir. Niyet ile telbiye ihramın rükünleridir. Bunlar olmazsa ihrama girme gerçekleşmez.

NİYET

Niyet, yapılacak olan haccın şeklini kalp ile belirlemektir. Ayrıca lisan en söylenmesi de müstehaptır. “Allah’ım” umre yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.”

TELBİYE

“Lebbeyk allahümme lebbeyk,lebbeyke la şerike leke lebbeyk,innel hamde ve’n-nimete leke ve’l mülk la şerike lek”

“ Allah’ım! Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum. Bütün varlığımla sana teslim oldum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet senindir. Mülkte senin… Senin hiçbir ortağın yoktur.”

Böylece niyet edilip telbiye söylenince ihrama girilmiş olur.

TAVAF

Tavaf, hacer-ül esved köşesinden veya hizasından başlayıp, tavaf niyetiyle Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmek demektir. Her bir dönüşe şavt denir. Yedi şavt bir tavaf olur.

Hacer-ül esved hizasına gelmeden:

“Allah’ım”!senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet edilir.

Niyet etikten sonra Kâbe sola alınarak tavafa başlanır. Tavaf hatimin dışından yapılır. İlk üç şavtta erkekler remel yaparlar. Tavaf esnasında dua edilir. Tekbir, tehlil ve salâvat getirilir.

Hacer-ül esved köşesine ya da hizasına varılınca ilk şavt tamamlanmış olur. Durmadan ikinci şavt’a devam edilir. Diğer şavtlarda aynı şekilde yapılır. Yedinci şavtın sonunda hacer-ül esved tekrar istilam edilerek tavaf bitirilir. Sonra harem-i şerifin uygun bir yerinde iki rekât tavaf namazı kılınır. Tavaf namazını kerahet vakti değilse hemen kılınması daha uygun olur.

Tavaf namazından sonra dua edilir ve zemzem içilir. Sonra say yapmak için safa tepesine gidilir.

SA’Y NEDİR?

Sa’y: koşmak, hızlı yürümek demektir. Hac ve umrede safa tepesinden başlayarak Merve’ye dört gidiş ve üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasında gidip gelmeye denir

Safa tepesinden çıkılır, Merve’ye varınca ilk şavt yapılmış olur. Sonra Merve’den Safa’ya doğru yürünür. safaya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlarda aynı şekilde yapılır. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’den Kabe’ye karşı dönülerek dua edilir.

Bundan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.

Umre Vizesi Kaç Para?

Umre ve hac vizesi için, eğer kendiniz başvuru yapacaksanız, Türkiye’de sadece Ankara ve İstanbul’da Suudi Arabistan konsolosluğu olduğu için,müracaatı buralar da bulunan konsolosluklara yapabilirsiniz.vize ücreti hac ve umre için 360 TL.dir.

Umre ve hac ibadetini yerine getirmek için, tabi ki Suudi Arabistan’a gitmemiz gerekiyor. Bu ülke de Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulaması yapmaktadır. Vize alabilmek için de belirli şartları yerine getirmemiz gerekiyor.

Umre ve hacca gidecek vatandaşlar ilk önce pasaport almak zorundadır. Pasaport. işlemleri için yurt içinde; 81 il ve ilçe emniyet müdürlüğüne, yurt dışında ise bağlı bulunduğunuz dış temsilciliklerimize yapabilirsiniz. Pasaport alabilmek için de bazı işlemlerin yerine getirilmesi gerekiyor:

  1. C. nüfus cüzdanı aslı,
  2. 2 adet biyometrik resim,
  3. Müracaat sırasında parmak izi alınması,
  4. Müracaat tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal etmemiş olanlara en fazla 5 yıl,18 yaşından büyükler için en fazla 10 yıl pasaport bedeli anlaşmalı bankalara yatırılması,
  5. Varsa önceden alınmış pasaportların aslı,
  6. Müracaatların şahsen yapılması.

Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra emniyet müdürlüğünden yaklaşık 5 gün içerisinde pasaportlar alınabilmektedir.

Pasaport aldıktan sonra umre vizesi almak gerekmektedir. Diyanet işleri ve ya Diyanet İşleri’nce yetkilendirilmiş acentelerle umre vizesi işlemlerini gerçekleştirebiliriz.

Umre vizesi için de aşağıda ki evrakların hazırlanması gereklidir:

1.Eski tip pasaportlar kabul edilmemektedir. Yeni çipli pasaport alınması gerekiyor.

2.Umre vizesi için yeni alınmış ve içerisinde boş sayfaları olan pasaportlar olmalı. Başvuru tarihinden itibaren pasaportun bir yıllık geçerliliği olmalıdır.

3. Arkalı önlü kimlik fotokopisi

4.Eşi ile gidecek olanlara vukuatlı nüfus kayıt örneği

5.Yakınları ile gidecek olanlar için akrabalığı gösterir vukuatlı nüfus kayıt örneği

6. İki adet vesikalık fotoğraf

Umre Müslümanların hac mevsimi dışında Kâbe’yi ziyaret etmesi anlamına gelmektedir. Belli bir tarih’te gidilmesi gerekmediği gibi, sayı konusunda da herhangi bir sınırlama söz konusu değildir. Umrenin bir anlamı da ziyarettir. Kâbe ziyaret edilir ve Müslümanlar için dini bir amaç gerçekleşir.

Suudi Arabistan devleti bir takım düzenlemeler yaparak, umre ziyaretinde bulunan kişilere yönelik, genişletilmiş umre turizm programları düzenlemektedir. Gelen insanların ülkede daha fazla kalmaları ve daha rahat gezebilmeleri için çaba sarf ediyor olmaları sevindiricidir.

Hacerül Esved Taşı Neden Kutsaldır?

Hacer-ül Esved: Kâbe-i Muazzama’nın doğu köşesinde bir buçuk metre yükseklikte bulunan cennet yakutlarından olan parlak, siyah bir taş.

İbrahim Aleyhisselam ile oğlu İsmail Aleyhisselam’ın birlikte Kâbe’yi inşa ettikleri sırada melekler taş getirerek İsmail Alayhisselam’a yardım ettiler. Sıra hacer-ül esvede gelince, İbrahim Aleyhisselam: “Ey İsmail bana öyle bir taş getir ki, hacılara işaret olsun” dedi. İsmail Aleyhisselam bir taş getirdi. İbrahim aleyhisselam: “Daha iyi bir taş getir” buyurunca, ebu kubeys dağından: Cebrail aleyhisselam, tufanda bana bir taş emanet etti, gel onu al diye bir ses işitti. Bunun üzerine hacer-ül esved taşı Ebu kubeys dağından alınarak Kâbe’de ki yerine yerleştirildi.(azraki)

Hacer-ül esved cennetten indirilmiş bir taştır.

Rivayete göre: Adem Aleyhisselam cennetten ayrılıp, yeryüzüne indirilince meleklerin seslerini ve zikirlerini işitemez olmuştu. Bu halinden yakınarak, Allahü Teâlâ’ya yalvardı. Allahü Teâlâ melekler vasıtasıyla bir beyt indirdi. Bu beyt cennet yakutlarından bir yakut olup, parıl parıl parlıyordu. İndirilen bu beytin biri doğu, diğeri batı da olmak üzere iki kapısı vardı. Üzerinde cennetten kandiller bulunuyordu. O hane bugün Kâbe’nin bulunduğu yere indirilmişti. Allahü Teâlâ  “Ey âdem, senin için bir hane (ev)gönderdim. Arşım etrafını tavaf ettiğin gibi, bunun etrafını da tavaf eyle! Arşın çevresinde namaz kıldığın gibi bunun etrafında da namaz kıl!”buyurdu. Hacer-ül esved’i de bu beytle beraber gönderdi. Bu taş ilk indirildiğinde beyazdı. Cahiliyet zamanında günahkâr kişiler ve hayızlı kadınların dokunmasıyla siyah oldu ve bundan dolayı ismine hacer-ül esved(siyah taş)denildi.

Tufan olacağı zaman, Allahü Teâlâ Cebrail aleyhisselama hacer-ül evsedi, Ebu kubeys dağında saklamasını ve korumasını emretti. İbrahim aleyhisselam’a Kâbe’yi yapma emri verilince oğlu İsmail ile beraber çeşitli dağlardan taş getirdiler. Bu esnada Ebu kubeys dağındaki hacer-ül esved taşı da alınarak yerine koydu.

Hacer-ül esved asırlardan beri Müslümanların hürmet ve itina gösterdikleri bir taştır. Onu korumak için her türlü fedakârlıkları yapmışlardır.

Hazreti Ömer bir gün hacer-ül esved’e yaklaşarak: “Hakikaten bilirim ki,sen bir taşsın!Ne zararın ne de iyiliğin vardır.Allah’ın resulünün sana yüz sürdüğünü görmeseydim,ben de sana yüz sürmezdim” buyurdu.

Peygamberimiz devrinden sonra Kâbe’ye yapılan en büyük hizmetler Osmanlılar döneminde olmuştur. Kâbe’nin örtüsünün her sene değişmesi, altınoluk yapılması, Kâbe’nin temel taşlarının değişimi gibi birçok hizmetler olmuştur. Halen hacer-ül esved’i çevreleyen gümüş muhafaza sultan Abdülmecit han tarafından yaptırılmıştır.

Mekke Mina Dağı

Mina: Aşırı istek, arzu demektir.

Mina, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Allah’a olan bağlılığının sınandığı yerdir. Bu sınavda Hz. İbrahim, kendisine verilen biricik oğlunu Allah için kurban etmek, İsmail ise bu uğurda canını vermek gibi çok ciddi bir sınavdan geçmişlerdir. Bir tarafta Allah’ın aşkı ve emri, diğer tarafta ise çok sevdiği oğlu vardır. Ve her ikisi de denenmektedir. Hz. İbrahim, durumu oğluna açar ve ne düşündüğünü sorar. Hz.İsmail’in cevabı ise nettir:

“Babacığım! Sana emredileni yap! Beni sabredenlerden bulacaksın!”(Saffat suresi,37-102) Bu cevap üzerine Hz. İbrahim, sevgili oğlunu Allah yolunda kurban etmeye karar verir ve Mina yolunu tutar. Allah’ı her şeyden, herkesten daha çok sevdiğini, Allah’a olan aşkının her şeyin üstünde olduğunu ispat etmek üzere yola çıkar yola. Ancak peygamber de olsa, baba olmak için neredeyse tam bir asır bekleyen, bir insan olan Hz. İbrahim’in karşısına o esnada şeytan çıkar. Bu kez, bir tarafta Allah’ın emri,  diğer tarafta şeytanın vesvesesi vardır. Ve İbrahim’i kararlılık ağır basar.

Hz. İbrahim tercihini Allah sevgisinden, ebedi aşktan yana kullanır. Kendisini Allah’a yaklaştıran yolda karşısına çıkan şeytanı, bugün taşlamanın yapıldığı yerlerde defalarca taşlar. Netice olarak baba-oğul ikisi de Allah’ın emrine teslim olurlar ve bu ağır sınavı kazanırlar.(Saffat suresi,37-103-107)

İşte Mina: can, mal evlat gibi dünya nimetlerinin aşıldığı, Allah sevgisinde zirveye ulaşıldığı yerdir.

Allah Resulü (s.a.s) Mina da, Mescid-i Hayf’ın bulunduğu yerde kalmış ve orada namaz kılmış, hutbe okumuş ve tıraş olup kurbanlarını kesmiştir. Günümüzde Mina, bir çadır kent halini almıştır. Hacılar için buraya modern ve kalıcı çadırlar yapılmıştır. Hacılar bu çadırlar da rahat bir şekilde kalmaktadır.

Mina’nın başlangıç noktasında ki muhasır bölgesi, fillerle Kâbe’yi yıkmak üzere gelen Ebrehe ordusunun, sürü sürü kuşlar tarafından atılan taşlarla hüsrana uğratıldığı yerdir.

Arafat’tan Mekke-i mükerremeye doğru yol alırken, müzdelifeden sonra mina’ya gelinir. mina etrafı dağlarla çevrilmiş bir vadidir. Batı sınırı akabe, doğu sınırı vadi-i muhassir

Ve Mescid-i haramdan yaklaşık iki km.uzaktır.

Zilhiccenin sekizinci günü hacılar sabah namazını haremde kıldıktan sonra mina’ya hareket ederler. Dokuzuncu gün sabah namazını kıldıktan sonra Arafat’a hareket edilir Arafat dönüşü de 10.11.12.i günler burada kalınır ve hac menasikinden şeytan taşlama, kurban kesme ve tıraş olma fiilleri burada gerçekleşir.

Haccın Çeşitleri ve Yapılışı

Şer’i hüküm açısından hac; farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşittir.

Belirli şartlara uygun olan Müslümanların, ömründe bir defa haccetmesi farzdır. Yükümlü olmadığı halde, haccetmeyi adayan kişinin bu adağını yerine getirmesi vaciptir. Öteki nafile ibadetlerde olduğu gibi, başladıktan sonra bozulursa, nafile haccın kazası da vacip olur. Farz ve vacip haricinde yapılan hac ise nafiledir. Hac ile yükümlü olmayan çocukların, yaptığı hac ile bir kişinin birinci den sonra adama(nezir) dışında yapacağı her hac nafiledir.

Yapılış şekli bakımından hac; ifrad haccı, kıran haccı ve temettu haccı olmak üzere üç çeşittir.

Hac ve umre, her biri tek başına yapılabildiği gibi, aynı yılın hac ayları içinde, her ikisi birbirine bağlı olarak da yapılabilir. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapıp yapmamaya, yapıldığı durumda umre ve haccın ayrı veya aynı ihramla yapılma durumuna göre hac, üç şekilde yerine getirilir.

  • 1.İFRAD HACCI

İfrad haccı, umresiz yapılan hacdır. Sadece hac ibadeti yapıldığı için,”umresiz hac”, ismi verilmiştir. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmayıp, sadece hac niyetiyle ihrama girerek hac görevini yerine getirenler, ifrad haccı yapmış olurlar.

Mikat sınırları içerisinde ikamet ediyor olsun, ya da olmasın, herkes ifrad haccı yapabilir.

  • 2.TEMETTU HACCI

Temettu haccı, aynı yılın hac ayları içinde, umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır. Hac ayları içerisinde, umre yapıp ihramdan çıkıldıktan sonra, aynı yıl hac içinde yeniden ihrama girip hac görevini de yerine getiren, uzak yerlerden gelen hacılar temettü haccı yapmış olurlar.

“Temettu” yararlanmak, istifade olmak anlamına gelir.

  • 3.KIRAN HACCI

Kıran haccı, umre ve haccın her ikisine birlikte niyet edilerek aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccın bir ihramda birleştirilmesidir. Hac ve umre tek ihramla yapıldığından “birleştirmeli hac” ismini almıştır.

Umre ve hacca ikisine birden niyet edilir. Umre yapılır, ihramdan çıkmadan aynı ihramla hac görevini yerine getiren Müslümanlar kıran haccı yapmış olurlar.

Hac çeşitlerinden hangisi yapılırsa yapılsın, hac görevi yerine gelmiş olur. Hac ibadetinde de fazilet, o biçim veya bu biçimde yapılmasında değil, görevi yerine getirirken gösterilen samimiyet, gayret, huzur, huşu ve ihlâs çok önemlidir.

Zemzem Suyu Nerede Satılır?

Zemzem suyu ülkemizde, hemen hemen bütün şehirlerde son zamanlarda büyük bir rağbet görmekte ve çok marketlerde pet şişelerde satışı yapılmaktadır.

Daha çok iftarını zemzemle açmak isteyen vatandaşlar tarafından daha çok tercih edilmektedir.

Edirne de düzenlenen 30 il müftüleri istişare toplantısı için kente gelen diyanet işleri başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, başta Ankara, İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerde,”Zemzem Suyu’nun şişelenmiş şekilde satılmasına ilişkin soru üzerine, “Zemzem suyu satmak doğru değil. Aman onu kimse yapmasın. Selam söyleyin kimler yapıyorsa yapmasın” diye konuştu.

Edirne Müftüsü Emrullah Üzüm de zemzemin sadece hediye edilebileceğini belirterek “Zemzem suyunun ticaret amaçlı Suudi Arabistan dışına çıkarılması yasak. Zemzem suyunun ticaretini yapmak caiz değildir. Buna kesinlikle müsaade edilmemesi gerek diye konuştu.

Edirne Selimiye Camisi yakınında hac malzemeleri satan bir mağaza sahibi de, 250 mililitrelik şişelenmiş zemzem suyunu 2 liradan sattıklarını belirterek, kendilerine İstanbul’dan şişelenmiş halde toptancı aracılığıyla geldiğini ve toptancımız İstanbul’dan koliyle getiriyor. 1,5 liradan gelişi var. 2 liradan satıyoruz. Umre’ye gidip geldiğimde eşe dosta ben de dağıttım ama toptancı buraya kadar getiriyor ve vatandaş da sorduğu için satıyoruz. Hastalara şifa olması açısından alanlar çoğunluk da, ben de önce gerçek zemzem olup olmadığından şüphelendim, ancak toptancının güvenilir olmasından dolayı satışa başladım şeklinde açıklıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Zeki Sayar ise, Müslümanların değer verdiği bir su olan zemzemin, satışının ahlaki olmadığını söyledi. Suudi Arabistan’a ibadet amaçlı giden insanların bu suyu içtiğini anlatan Sayar, ” Hz. Muhammed’in (sav) de zemzemi içenlerin,”hayırlı ilim istiyorum, bütün hastalıklarıma da şifa istiyorum.” diyerek içenlerin şifa bulacağına dair hadisi bulunmaktadır. Ama bu suyu getirerek buralarda ücret karşılığı satılması doğru değildir” dedi.

Zemzemin satılmasına yönelik din de bir yasaklama olmadığını ifade eden sayar, zemzem suyunun Suudi Arabistan’da da ücret karşılığı satılmasının yasak olduğunu, insanların haddinden fazla götürmelerinin de doğru olmadığını kaydetti.

Dünyanın en kurak bölgelerinden birisi olan Arap Yarımadası’nın da en kurak vadisinde 1,5 metre çapında kuyudan çıkan Müslümanlar için kutsal olan zemzem suyunun yaklaşık 4 bin yıllık geçmişi bulunuyor.

İhram Ne Demek?

İhram: Hac ya da umre yapmaya niyet eden kişinin, başka zamanlarda işlemesi mümkün olan bazı fiil ve davranışları, belirli bir süre kendisine haram kılması, yasaklamasıdır. Bu duruma “ihrama girme”de denir.

İhrama girmiş olmanın gereklerinden biri olarak, giyinilen havlu ve benzeri türden dikişsiz kıyafete de halk arasında ihram denmektedir. Fakat ihram bu değildir. Usulüne göre ihrama girilmediği takdirde bu örtüleri giyinmekle ihrama girilmiş olunmaz.

İhrama niyet ve telbiye ile girilir. Niyet ve telbiye, ihramın rükünleridir. Bunları yerine getirmeden ihrama girme gerçekleşmez.

  • Niyet: yapılacak olan haccın kalben söylenmesidir. Ayrıca sesli söylemek müstehaptır.
  • Telbiye:”lebbeyk allahümme lebbeyk,lebbeyke la şerike leke lebbeyk,innel hamde ve’n –ni’mete leke ve’l mülk la şerike lek.”Allah’ım!davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum.Bütün varlığımla sana teslim oldum.Senin hiçbir ortağın yoktur.Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum.Şüphesiz hamd sana mahsustur.Nimet senindir,Mülk de senin.Senin hiçbir ortağın yoktur.” diyerek telbiye getirilir.

Niyet edilip, telbiye söylenince ihrama girilmiş olur.

İhrama girmeden önce, dikkat edilmesi gerekli olan hususlar vardır. Sünnet ya da müstehap olan durumlara riayet edilmesi gerekir.

İhrama girecek kişi önce tırnaklarını keser, gerekli ise koltuk altı ve etek traşı olur, saç ve sakal traşı olur, bıyıklarını düzeltir ve mümkün ise gusül abdesti alınır. Özel durumda olan, bayanlar da gusül abdesti alırlar. Eğer şartlar uygun değilse, abdest alır. Güzel kokular sürünülür. Giyinmekte olunan kıyafetler ve iç çamaşırlar çıkartılır,(atlet, kilot) sadece izar ve rida denilen iki parçadan oluşan ihram örtüsü giyilir. Erkekler: başlarını açar, çorap ve ayakkabılarını çıkarır, terlik ve benzeri şeyler giyer. Bayanlar ise normal kıyafetleriyle devam ederler.

İhram kıyafetlerini giyindikten sonra, kerahet vakti değilse, iki rekât ihram namazı kılınır. Namazdan sonra niyet edilir. Yüksek sesle telbiye söylenir. Bayanlar telbiye söylerken seslerini yükseltmezler. Niyet ile telbiye den sonra ihrama girilmiş olup, ihram yasakları başlar. İhrama gire kişiye ihramlı olduğu sürede muhrim denir.

İhrama giren kişi için, bazı iş ve davranışlar yasak olur. Bunlara dikkat etmek gerekir. Bunlara ihram yasakları denir. Bu yasaklar ihrama girildiği andan başlar. İhramdan çıkıncaya kadar devam eder. İhramlı iken saç, sakal traşı olmak, oje ve ruj kullanmak, vucüda koku sürmek, parfüm kullanmak, eşi ile cinsel ilişkiye girmek veya buna sebep olacak davranışlar da bulunmak, tırnak kesmek, çorap ve ayakkabı giyinmek(erkekler için), başkalarına zarar vermek, kavga etmek, kötü söz söylemek gibi yanlış davranışlardan uzak olmalıyız.

Bir Şavt Kaç Metre

Bir şavt yaklaşık olarak 400 metredir.

Safa, Mekke’nin doğusundaki Ebu Kubeys Dağı’nın eteğinde, Mescidi-i Haram’ın kuzeydoğusunda, Merve’den biraz daha yüksek ve Kâbe’ye daha yakın bir tepedir. Safa’nın tam karşısındaki Merve ise Mekke’nin batısındaki Kuaykıan dağının eteğinde Harem-i Şerif’in kuzeybatısında ve Kâbe’nin rüknü(ırak)köşesinin karşısında yer alır.

Her iki tepe arasındaki uzaklık yaklaşık 400 metredir. Safa ile Merve arasındaki vadi zamanla doldurularak yükseltilip tesviye edilmiş, zemini yürüyüş için uygun hale getirilerek, tepelere çıkmayı kolaylaştıran merdivenler yapılmış ve hac mevsimlerinde geceleri aydınlatılmıştır. İki tepe arasındaki sa’y yapılan alanın üstü 1922 de kapatılarak hac ve umre yapanlar kısmen güneşten ve tozdan korunmuştur.1955-1976 yılları arasındaki genişletmede burası Mescid-i Haram’a katılmış ve say yolu olarak iki katlı olarak tasarlanmıştır.

Kuran’ı Kerim’de Safa ve Merve’nin Allah’ın koyduğu, sembollerden olduğu belirtilmekte, bu iki tepe arasında say etmenin hac ve umre ibadetinin bir parçası olduğu vurgulanmaktadır.(El Bakara 2-158) Hz. İbrahim oğlu İsmail ile Kâbe’nin yapımını tamamladıktan sonra hacla ilgili menakisinin tamamını uygulamalı olarak onlara öğreten Cebrail, Safa ve Merve tepeleri arasında say etmelerini de gösterdi. Hz.hacerin oğlu İsmail’e su bulmak için iki tepe arasında, telaşla koşuşturmasının tabi tutulduğu imtihanı, Allah’a olan güveni ve inancı uğruna sıkıntılara göğüs germesine, bir ödül olarak başarmasının anısını canlandıran bu uygulama, Mekke’de putperestlik inancının yaygınlaşmasıyla terk edilmiş, İslam’ın gelişiyle birlikte tekrar hac ve umrenin bir parçası olarak başlatılmıştır.(Hicaz albümü, Diyanet İşleri Başkanlığı)

Mekke’de Beytullah’ın yanında parça taşlardan oluşan tepeye Merve adı verilmiştir.

“Şüphesiz ki Safa ile Merve Allahın şeairi(nişaneleri) indendir”(El-Bakara 2-158)Hac ve Umre esnasında beytullah tavaf edildikten sonra, bu iki tepe arasında sa’y yapılır

Hz. İbrahim eşi Hacer ve oğlu İsmail’i Allah Teala’nın emriyle hiç kimsenin olmadığı, yiyecek ve içecek bulunmayan bir yer olan, Mekke’ye getirdi. Yanlarında çok az bir hurma ile bir testi suları vardı. İbrahim(a.s) oradan ayrılınca çocuk susuzluktan ayağını yere vurarak ağlamaya başladı. Hz. Hacer su bulmak için etrafa göz attı fakat hiçbir şey göremedi. Ne su vardı, ne de bir insan. Merve tepesine doğru gitti. Tepeye çıktı baktı. Yine kimseleri göremedi. İki tepe arasında Kudayd denen yer çukur bir yerdi, İsmail oradaydı. İki tepe arasında yedi defa gitmiş gelmişti İsmail’i bıraktığı yerden hızlı geçiyordu. Çaresiz bir şekilde İsmail’in yanına geldiğinde, ayağının dibinde su kaynadığını gördü. Ve suyun akıp gitmesini engellemek için etrafını çevirdi.

Safa ile Merve arasında say yapmak, haccın menasikindendir.