Umrenin Şartları Nelerdir?

Umrenin şartları:

1.İhram

2.Tavaf

Hac gibi belirli bir zamana bağlı olmaksızın yapılan Kâbe ziyaretine verilen tanımlamadır. Umre, Hanefi ve maliki mezheplerine göre sünnet’i müekkede, Şafii ve Hanbelî mezheplerine göre ise farz’dır.

Hac sadece hac mevsiminde yapılır. Umre ise her zaman yapılabilir. Sadece kurban bayramının arefe günü ve bu bayramın dört gününde yapılması mekruh’tur. Ramazanda yapılması ide daha çok sevaba vesile olur.

Umre esas itibariyle Kâbe’yi tavaf(Kâbe etrafında yedi kere dönmek)ve safa ile Merve tepeleri arasında yedi kere dönmektir. Hac görevinde olduğu gibi, Müzdelife’ye gitmek, Arafat ta vakfe yapmak, Mina’da şeytan taşlamak yoktur.

Mekke dışarısından olan bir kimse, Mikat yerinde, Mekkeli ise harem dışında ihrama girer. Allah’ım, ben umre yapmak istiyorum. Umre’yi bana kolaylaştır ve benden kabul buyur. Diyerek niyet eder, dua eder, telbiye de bulunur.

Harem’i Şerif’e gelince Kâbe etrafında yedi kere dolaşarak tavaf eder. İlk üç tur’da biraz nazlı yürür. Her tur da Hacer’ül Esved taş’ını selamlar.

Tavaf bittikten sonra iki rekât namaz kılınır. Safa tepesine çıkılır. Safa tepesinden başlayarak, safa ile Merve arasında, yedi kere gidip gelinir. Buna sa’y denir. Daha sonra saçlar kısaltılarak veya traş olunarak ihramdan çıkılır. Böylece sona ermiş olur.

Hac ihramı için geçerli olan bütün yasaklamalar, umre ihramı için de geçerlidir. İhram da iken bu yasaklardan her hangi birine uymayan kişinin, aynı şekilde ceza çekmesi gerekir.

Umrenin tek rüknü olan tavaf’da eşi ile cinsi temas da bulunan bir kişinin umresi fasit olur. Bu duruma düşen kişi umreyi bırakmaz. Devam eder. Ceza olarak bir koyun kurban eder ve tekrar umre yapar. Tavafın dört şavt’ını yaptıktan sonra aynı yasağa uymayanın umresi ise fasit olmaz. Ama onunda bir koyun kurban etmesi gerekmektedir.

Umrenin farz oluşu hususunda âlimler ihtilafa düşmüşlerdir. İmam Şafii ve imam Ahmed’e göre Hac gibi ömür de bir kere farzdır. Buna delil olarak da Kuran’da ‘haccı ve umreyi Allah için tamamlayın’. Emir şeklinde gelmiş olmasıdır. Demişlerdir. İmamı Şafii indinde ise farzdır. Zira onun için Resul-i Ekrem(sav):’umre bir farizadır. Tıpkı hac farizası gibi.’hadis-i şerifi vardır. denmektedir.

Umre Vizesi İçin Gerekli Evraklar

UMRE VİZESİ İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR LİSTESİ

1) En az 1 yıl geçerlilik süresi olan yeni çip’li pasaport.

2) 2 adet vesikalık fotoğraf.

3) Nüfus cüzdanının önlü arkalı fotokopisi (T.C.kimlik numarası olacak)

4) Evli olup eşi ile beraber seyahat edecek 45 yaş altı bayanlar için,”vukuatlı nüfus kayıt örneği” veya evlilik cüzdanının noter tasdikli fotokopisi

*45 yaşın üstündeki bayanlar için,1.2.3. maddelerdeki evraklar yeterlidir.

45 yaş altında olup, eşi yanında olamayacak bayanlar, ancak1. Derece erkek akrabalarıyla umre’ye gidebilirler.(45 yaşın altındaki bayanların, yanlarında bir mahrem, 1. derece erkek yakın,”bulunmaksızın, Suudi Arabistan’a gitmelerine izin verilmemektedir.

45 YAŞ ALTI BAYANLAR İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR

45 yaş altı bayanlar için mahreminin yakınlık derecesini belirten ve akrabası olduğuna dair nüfus müdürlüğünden alınan,”nüfus kayıt örneği” aslı.

Evli ise eşinden, bekâr ise de babasından, umre’ye gidebileceğine dair noter’den alınacak muvafakatname’nin aslı(baba yoksa diğer erkek aile bireylerinden alınabilir)

Yalnız giden bayana mahrem olacak şahsın(baba/ amca/ kardeş/ dayı/yeğen/dede/kayınbaba/damat) vereceği noter tasdikli taahhütnamenin aslı.

ÇOCUKLAR İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR

-8 yaş altı çocuklar ancak baba veya anneden birisi ile birlikte umreye gidebilirler

-8-17 yaş arası çocuklar anne, baba veya birinci derecede akrabayla umreye gidebilirler.

NOT: Vize için gerekli evrakların en az 1 ay önceden hazırlanıp gönderilmesi gerekmektedir.

Hacer Ül Esved Taşının Hikayesi

Hacerül Esved, Arapça “siyah taş” anlamına gelmektedir. Hacer taş, esved siyah anlamına gelmektedir. Hac ve umre esnasında yapılan tavaflarda Hacerül Esved taşı selamlanmaktadır. Kâbe’nin güney doğu köşesinde yerden bir buçuk metre yüksekliğinde, hafif kırmızı ve 30 cm çapında oldukça parlak bir taştır.

Hz. İbrahim(a.s) ve oğlu İsmail(a.s) tarafından inşa edilen Kâbe’nin tarihiyle paralellik gösterir. Allah(c.c), Hz. İbrahim’e insanların ibadet edecekleri bir mescit yapmalarını emrettiğinde, Hz. İbrahim ve oğlu İsmail Kâbe’nin temellerini attılar.(Bakara,127) tarihi kaynaklar Hacerül Esved’in de buraya, Hz.İbrahim tarafından konulduğunu belirtirler. Taş’ın nereden ve nasıl geldiği konusunda değişik inançlar ve anlatımlar mevcuttur. Mekke yakınında bulunan Ebu Kubeys dağından geldiğine dair inanç’ı ile beraber, Nesai,bir hadis-i şerifte: Hz. Peygamberin ‘Hacerül- Esved cennettendir’ diye nakletmiştir.

Kâbe, Hz.ibrahim ve oğlu İsmail’den sonra birçok milletlerin eline geçti. Ve çok kere tahrip edildi. Defalarca inşa edildi. Çok defasında Hacerül Esved de bu olumsuz durumdan etkilendi. Hz.İsmail’den sonra Cürhimilerin eline geçti. Ve bir süre sonra onların elinde bakımsızlıktan harabe haline geldi. Daha sonra meydana gelen ve tarihe’Seylü’l farre’adıyla geçmiş olan bir sel felaketiyle duvarları tamamen yıkılan Kâbe’den geriye boş bir arazi kaldı. Bu dönemde Hacerül Esved’in nasıl korunduğu ise bilinmiyor.

Bir süre sonra Amalika kabilesinin eline geçen bu bölge ve Kâbe, Amalika kabilesi döneminde tekrar ihya oldu. Kâbe duvarları daha yüksek inşa edildi. Bu durum, Hz. İbrahim’den sonra ikinci defa düzenlenmedir. Belli bir süre saygıyla Kâbe’yi muhafaza eden, Amalikalılar daha sonra burasını kendi yerleri gibi görmeye başladılar ve ziyarete gelenlere engel olmaya, para vermeyene zemzem suyu vermemeye başladılar. Kabeye saygının kalmadığı bu dönemde harabe haline Kâbe ikinci bir sel felaketiyle tekrardan yıkıldı. Bunun üzerine Amalikalı’lar terk ettiler. Tekrardan, Cürhimi’lerin geçti. Cümhimi’ler kaba ve hacılara saygısızlık yapınca Bekroğulları ve Huzaalılar savaş açtılar. Onları Mekke’den çıkardılar. Cümhimiler giderken hacerül esved’ü sakladılar. Hüzaalılar bu taşı bulup tekrar eski yerine koydular. Uzun bir aradan sonra Kâbe, Hz. İsmail’in torunlarının eline geçti. Kâbe’yi yeniden inşa etti.

Hz. peygamber zamanında, Kabe bir sel felaketiyle tamamen yıkıldı. Yeniden inşa edildi. hacerül esvedü yerine yerleştirme konusunda sorun çıktı. Hz. Peygamber’in hakemliği sayesinde kan dökülmesinin önüne geçildi. Hz. Peygamber nübüvvetle görevlendikten sonra Kâbe putlardan arındırıldı. Hz. Peygamberden sonra Yezid ile Mekkeliler arasındaki savaş da, Kâbe tahrip edildi. hacerül esved üç parçaya bölündü. Daha sonra Abdullah b. Zübeyr döneminde kırılan bu parçalar birbirine yapıştırıldı. Kâbe’ye ilk örtü bu dönemde örtüldü.

Osmanlı padişahı birinci Ahmet döneminde Kâbe tamir edildi. Bir sel baskınıyla tekrar yıkıldı. Hacerül Esved’in bir parçası kırıldı. Dördüncü murat döneminde Kâbe’nin tamir ve inşasıyla birlikte Hacerül Esved de tamir edildi. Bakırdan yapılmış olan muhafaza kabı gümüşle kaplanarak altınla yaldızlandı.

Hacer’ül Evsed’i değerli kılan, hac menasikinden olması ve Resulullah’ın onu öpmesi nedeniyledir. Tavaf esnasında, öpülür. Bu mümkün olmazsa eli dokunmakla uzakta ise selamlanır.

Amberiye Cami

Amberiye Cami, Medine’de Osmanlı sultanı Abdülhamit Han’ın yaptırmış olduğu bir camidir. Beyaz kubbesi, kesme taştan inşa edilmiş ölçülü minaresi ve sağlam yapısı ile Osmanlı devletinin Medine hizmetlerine şahitlik ediyor.

Amberiye cami, Medine de tren istasyonunun hemen yanında bulunmaktadır.Abdülhamit han tarafından inşa ettirilen bu eser, Osmanlı devletinin peygamber şehrine kazandırdığı onlarca eserden bir tanesidir. Hicaz demiryolunun hizmette bulunduğu yıllarda, Medine’de inen hac ve umre yolcuları bu camide hem namazlarını kılar hem de yorgunluklarını giderirlerdi.

Amberiye cami, mescidi nebeviye birkaç kilometre mesafededir.Osmanlı sultanları bazı sebeplerden dolayı hac görevlerini yerine getirmezlerdi. Bundan dolayı yerlerine bazı kimseleri Hac’a gönderirlerdi. Bir hac mevsiminde sultan Abdülhamit han, hac farizasını yerine getirmek üzere vezirini görevlendirir. Yıldız sarayından vezirini dualarla ve kutlu toprakların insanlarına verilmek üzere türlü türlü hediyelerle uğurlar. Ve vezirinden bir istekte bulunur. Hac dönüşünde Ravza-i Mutahhara’dan’ bana bir avuç toprak getir’ der.

Vezir, hac ibadetini yerine getirir. Mekke-i Mükerreme de tavaf eder. İslam dünyasından gelen Müslümanlarla tanışır. Büyüklere saygılı, küçüklere sevecen davranır. Fakirlere, Sultan’ın vermiş olduğu emanetleri dağıtır. Arafat’ta vakfeye durur. Mina’da şeytan taşlar. Mekke’den Medine’ye giderken, peygamberimizin çektiği sıkıntıları düşünür. Baki Kabristanı’nda dünyanın geçiciliğini anlar. Vezir, hac görevini tamamlar. yorgun bir şekilde, Arafatta ilahı affa uğramış yüzlerce hacı birlikte İstanbul’a gelmek için trene biner. Trende padişahın ricası aklına düşer. Tren hareket etmek üzeredir. Mescidi- nebeviye gidip toprak almaya zaman kalmamıştır. Trenden inerek istasyonun yanındaki boş araziden bir avuç toprak alır.

İstanbul’a vardığında padişah onu bir kardeşi gibi karşılar. Sarılır. Efendimizin(sallallahu aleyhi ve sellem)in kokusunu hissetmeye çalışır. Ve sözü, Ravza-i Mutahhara toprağına getirir. Vezir, kadife bir kesenin içine koyduğu toprağı sultan Abdülhamit Han’a verir. Abdülhamit han itinalı bir şekilde ve hürmet ile toprağı avuçlarının içine alır. Koklar, bir daha koklar… Döner, Vezir’ine’bu toprağın amberi var. Lakin miski yok’ der. Vezir şaşırır. Ve doğruyu itiraf eder. Bunun üzerine padişah, vezir’in toprak aldığı yere bir mescit inşa edilmesini talep eder. Bir sonraki hac mevsimine kadar Medine-i münevvere tren istasyonu karşısına beyaz kubbeli mescit inşa edildiğinde ismi hazırdır: Amberiyye Mescidi.

Hac Nedir? Nasıl ve Niçin Yapılır?

HAC

Hac, sözlükte yönelmek, ziyaret etmek anlamına gelir.

Dini terim olarak hac: yılın belli günlerinde(kameri aylardan, zilhicce ayında)kurallara uyarak, uygun bir şekilde ihram denilen örtüye bürünerek, arafat ta ayakta durmak. Ve Kâbe’yi tavaf etmektir. Bu kutsal toprakları belli zamanlarda ziyaret eden kişiye hacı denir.

HAC NİÇİN YAPILIR?

Her Müslüman’ın amacı Allah’ın rızasını kazanmaktır. Allah’ın rızasını kazanmanın yolu, peygamberleri aracılığıyla bildirdiği emirleri yerine getirmek, yasaklardan kaçınmaktır. Allah’ın emirleri, insanları iyiliğe, güzelliğe, doğru olmaya yöneltmek, yasakları ise kötülüklerden uzaklaştırmaktır. Bu şekilde insanların güzel ahlak sahibi olarak mutlu bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır.

Allahın emirlerini yerine getirmekle onun sevgisini kazandığımız gibi, verdiği nimetlere de şükretmiş oluruz. Çünkü Allah sevgi, saygı ve ibadet etmeye layık tek varlıktır.

İslam’ın beş şartından biri olan hac ibadeti, hem beden, hem de mal ile yapılan bir ibadettir. Maddi durumu uygun olan Müslümanların ömürlerinde bir defa hac ibadetlerini yapmaları farz’dır.

Yüce Allah Kur’an da yoluna gücü yetenlerin Allah’ın evi ( Kâbe)ni ziyaret etmeleri, Allah’ın bir hakkıdır(ali İmran suresi ayet 97)buyurmuşlardır.

HAC KİMLERE FARZDIR

Gücü yerinde olan, yeterli zenginliği olan ve sağlıklı olan her Müslüman’ın hayatında bir kere bir kez hacca gitmesi gerekmektedir. Bir Müslüman’ın hacca gitmek için şu şartlara uygun olması gerekmektedir.

1. Hür ve akıllı olmak

2.Hacca gidip gelmeye yetecek vakit olmalı.

3.Hacca gidip gelinceye kadar ailesinin geçimini sağlamış olmak.

4.Sağlıklı olmak.

5.Gerekli harcamaları yapacak kadar zengin olmak.

6.Yol güvenliği bulunmak.

HACCIN FAYDALARI

Haccın maddi ve manevi faydaları vardır. Bazıları şöyledir.

Hacca giden müslüman, Allah’ın kendisine verdiği sağlık ve zenginliğe şükür etme imkânını bulur.

Hac, kul hakkı dışında diğer günahları affedilmesine sebep olur.

Hac, çeşitli Müslüman ülkeler arasında kardeşlik kurulmasına, dostluk bağlarının geliştirilmesine sebep olur.

Hac çeşitli Müslüman ülkeler arasında görüşme, tanışma ve ticaret bağlarının kurulmasına sebep olur.

Hac mevsiminde Kâbe mahşer yerine benzer. İbadetini yapan kişi dünya menfaatleri için yapılan kötülüklerin ne kadar boş olduğunu hisseder.

Zemzem Suyunun Özellikleri

Hac görevini yerine getirirken, veda tavafından sonra iki rekat namazdan kılınır. ve Kabe’ye bakarak zemzem içilir. Ve kendi üstüne dökerek sünnet yerine getirilir.

Zemzem suyunun şifa verici özelliği bulunması dolayısıyla, Zemzem’e daha bir önem verilmesine neden olmaktadır. bu sebepten hacılar memleketlerine dönerken, hediye olarak vermek için, mümkün oluğu kadar fazla zemzem suyu götürmeye çalışırlar. ziyaret için gelenlere ikram edilir. Zemzem kıbleye dönülerek ayakta ve besmele çekilerek içilir.

Zemzem Kuyusu’nu üç ana kaynağın beslediği biliniyor. bunlardan birinci  kaynak hacerülesved, ikinci kaynak ebu kubeys ,üçüncüsü ise Merve tepesi yönünden akmaktadır.

Kutsal olmamakla birlikte, zemzem suyunun bir şifa ve bereket kaynağı olduğu düşüncesi yaygındır. Konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır.’zemzem suyu hangi niyetle içilirse, onun içindir. Şifa niyetiyle içen şifa bulur.

Bazı rivayet’lere göre, Hz. Peygamber’in kalbi zemzemle yıkanmış, iman ve hikmetle doldurulmuş ve manevi kirlerden temizlenmesi zemzemle olmuştur.

Zemzem suyunun belli özelliklerini şu şekilde açıklayabiliriz:

1.Amerika’da yapılan test sonuçlarına göre, dünyada içinde mikroorganizma barındırmayan ve bakteri bulunmayan tek su, zemzemdir. Yani mikrop üremesine karşı florür barındırıyor.

2. Batının yaptığı test sonuçlarına göre zemzem, diğer sulara göre daha az kükürt barındırıyor.

3. Yüksek kalsiyum ve magnezyum tuzu ihtiva etmesi nedeniyle, yorgunluğun giderilmesinde fayda sağlıyor.

4. Açsanız açlığınızı gideriyor. Susuzsanız, susuzluğunuzu gideriyor.(Ebu zer hazretleri bu hakikati tecrübe edinmişti. iki ay zemzem ile yaşamıştı.

5. Diğer bütün sulara oranla karşılaştırılışında çok daha fazla mineral barındırıyor. Bu sebeple de besleyici özelliği var.

6.Almanya’da yapılan test sonuçlarına göre, normal bir su ile karışım yapılması sonucunda diğer suyun da mayalanıp Zemzem’e dönüştüğü görülmüştür.

7. Su kristalleri üzerine araştırma yapan bir Japon bilim adamı çok çarpıcı ifadeler kullanıyor. ve şunları söylüyor: zemzemde büyük bir enerji var. Başkasını değiştiriyor. Ama kendi değişmiyor.zemzem’in kristal yapısı ve düzeni çok farklı.çan sesini duyduklarında kararıyorlar.her bir kristalin Kabe-i muazzama ya benzeyen bir yanı var.Kuran’ı kerim ve ezan sesinde parlaklaştığı ve netleştiğini  tespit ettim fiziki ve kimyevi.özellikleri dünyadaki bütün sulardan farklı.çevrede meydana gelen olayları hafızasına alıyor.çok farklı bir yapısı var.bu onu dünyadaki diğer elementlerin efendisi yapıyor.şeklinde açıklamıştır..

2 Rekat İhram Namazı Nasıl Kılınır?

İhrama giren kişilerin iki rekât namaz kılması sünnettir. Eğer ki kerahet vakti ise ihram namazı kılınmamalıdır. Mikat mahallinde unutulmuş ise, bu durumda, Mekke’ye geldikten sonra da kılınabilir. Bunun için herhangi bir maddi ceza gerekmez. İçerisinde bulunulan vakit namazını kılmak da bu iki rekât namazın yerine geçer. Bu namazın ilk rekâtında Fatiha’dan sonra kafirun, ikinci rekâtta da ihlas surelerinin okunması tavsiye edilir.

Tavaf bir anlamda, namaz gibi bir ibadettir. Bundan dolayı abdestli olarak ve avret yerleri örtülü bir vaziyette yerine getirilir. Tabi ki, namazla tavaf arasında farklar vardır. Mesela, tavaf esnasında konuşmakla tavaf bozulmaz, ama namaz esnasında konuşulmaz, namaz bozulur. Namaz da Fatiha ve sure okunur. Tavaf ’ta okunmaz ancak, tavaf da Kuran ayetlerini okumakta herhangi bir sakınca yoktur. Bunun gibi bazı farklar vardır.

Cabir(r.a.)dan yapılan bir rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi vesselam efendimiz,makam-ı İbrahim’e gelince şu ayeti okudu.’sizde İbrahim’in makamından bir namazgah edinin.’dedi. Sonra da iki rekât namaz kıldı. Fatiha suresini, kafirun suresini ve ihlas suresini okudu. sonra rükne döndü, istilam etti. Sonra da safa tepesine çıktı.

Tavaf’tan sonra bizlere bu imkânı veren cenab-ı Allah’a şükredilir. kabe etrafında yedi defa döndükten sonra, yedinci şavt’ın sonunda tekrar hacer-ül esved istilam edilerek, ayrılıp, namaz kılınır.bu şekilde tavaf tamamlanmış olur.

Bu konuda bazı mezheplerin düşünceleri:

  • HANEFİLERE GÖRE: Her namazdan sonra, iki rekat namaz kılmak vaciptir.birinci rekat da kafirun,ikinci rekat da ihlas suresini okumak müstehapdır.
  • ŞAFİİLERE GÖRE: Tavaftan sonra iki rekat namazı kılmak sünnettir. bazı imamlara göre vaciptir. Ancak, birinci görüş daha muteberdir. birinci rekatta kafirun, ikinci rekatta ihlas sureleri okunur.
  • HANBELİLERE GÖRE: Tavaftan sonra iki rekat namaz kılmak sünnettir.bu namazı İbrahim makam’ının arkasında  kılmak müstehab dır.aynı zamanda birinci rekatta kafirun,ikinci rekatta ihlas okumak müstehab sayılmıştır.

Bu mezhep imamlarının çoğuna göre, tavaf sonrası kılınan iki rekat namaz müekked sünnettir. sahih olan budur.

  • MALİKİLERE GÖRE: Bu iki rekat namaz tavafa tabi olmasından dolayı vaciptir.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz “Allah kulu üzerinde beş vakit namazı farz kılmıştır.artık kim o namazları muhafaza ederse,Cenab-ı Hakk’ın onu Cennet’e sokması verilen bir sözdür.” buyurmuşlardır.

Say Yapmanın Farzları

Sa’y: iş yapmak, yürümek ve koşmak anlamına gelir. Hac ibadeti ile ilgili bir terimdir. hac veya umre için yapılan bir tavaftan sonra, Mescidi-i haram’ın doğu tarafında bulunan safa ve Merve tepeleri arasında, Safa’dan başlamak üzere dört defa gidip üç defa gelmektir.

Safa’dan Merve’ye gidiş bir şavt, dönüş de bir şavt sayılır. Toplam yedi defa yapılır. “Şüphesiz Safa ve Merve Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları tavaf ederse bunda bir günah yoktur” ayetiyle sa’yın meşru olduğu anlaşılmaktadır.

Hz.ibrahim’in eşi Hacer, oğlu İsmail’e su bulmak için yedi defa gidip gelmiştir. O olaydan sonra bu iki tepe arasında sa’y yapılmaya başlanmış, İslamiyet’in haccında da sa’y meşru olarak kabul edilmiştir.

Sa’y haccın vacibidir. meşru bir mazeret olmaksızın terk edildiğinde dem gerekir. geçerli bir mazeret varsa bir şey gerekmez. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “sa’y edin,çünkü Allah sa’y etmeyi size yazdı” buyurmuşlardır. Sa’yın farz olduğu düşüncesinde olanlar, bu hadisin sa’yin farz olduğuna delil teşkil ettiğini,zira,’size yazdı’ifadesini, size farz kıldı. anlamında olduğunu belirtiyorlar.

Hanefi mezhebine göre: ilgili ayetin delaleti zannidir. Ayet, sa’yin farz olduğuna kesin olarak delalet etmediğini, ancak vacip oluşu sabit olur. konu ile ilgili olarak hadis zayıftır. Çünkü yazmak ifadesi her zaman farziyet anlamı taşımaz diye açıklanmaktadır.

Şafii, maliki ve Hanbelî mezheplerine göre: sa’y etmek haccın ve umrenin rükünlerinden biridir. sa’y yapılmazsa hac ve umre geçerli olmaz.

Hac sa’yinin asıl vakti, farz tavaftan sonradır. lakin hac için ihrama girmiş bir kişi, isterse Arafat’a çıkmadan da önce nafile bir tavaf sonrası hac sa’yini yapabilir. Yalnız ihramlı olması gereklidir

Haccın sa’yı Arafat vakfesinden önce yapılmamış ise ziyaret tavafından sonra ihramlı ya da ihramsız olarak yapılabilir.

Haccın sa’yını kurban bayramının 1,2 ve 3.günlerinde yapmayan kişi daha sonra ayrılmadan önce sa’yını yapabilir. Bir ceza gerekmez. Haccın sa’yini yapmadan Mekke’den ayrılan kişi dinen geçerli bir mazereti yoksa dem gerekir. Dinen geçerli olan mazeret, hastalık, doğal afetler gibi mazeretlerdir.

Umre Tavaf Namazı Nasıl Kılınır?

Tavafın hangi çeşidi olursa olsun, tavaftan sonra iki rekât namaz kılmak vaciptir. Aynı zaman da vacip olmakla birlikte, haccın veya tavafın vacibi sayılmadığından dolayı, terk edilmesi hac yasaklarından sayılmaz ve ceza gerekmez. Bununla beraber, arada tavaf namazı kılmadan peş peşe tavaf yapmak mekruhtur.

Tavaf namazını makam-ı İbrahim’in arkasında kılmak müstehaptır. Burada yer olmazsa mescidin içinde uygun bir başka yerde kılınır. Günümüzde mescidin içi çok kalabalık olmaktadır. Bu durum da yer sıkıntısı olursa, ısrar etmeyip tavafa devam etmek daha uygun olur. Bu namazın harem dışında kılınması mekruhtur.

Tavaf namazının kılınış şekli, sabah namazı gibidir. İki rekât olarak kılınır. Namazın birinci rekâtında Fatiha suresinden sonra kafirün, ikinci rekâtında Fatiha suresinden sonra ihlâs suresi okunur. 1Tavaf namazının vacip olduğunu bildiği halde kasıtlı olarak onu kılmayan her ihramlının haccı ihtiyaten batıldır. Tavaftan sonra ihtiyat gereği namazı çabuk kılmalıdır. Yani örfe göre tavaf ile namaz arasına ara verilmiş olmamalıdır.

Tavaf namazı unutulursa, tavaftan sonra yapılan ameli bitirdikten sonra hatırlarsa, tavaf namazını kılmalıdır. Öteki amelleri yeniden yapması iyi olmakla birlikte vacip değildir. Sa’y esnasında hatırlarsa, onu durdurup. Makamın arkasında namazı kıldıktan sonra, dönüp sa’yı bıraktığı yerden etmesi uygundur.

Eğer Mekke’den çıktıktan sonra hatırlarsa, çok zahmet vermeyecek ise geri dönüp onu yerinde kılmalıdır. Çok zahmetli ise nerede hatırlamışsa orada yerine getirebilir. Üzerine tavaf namazı vacip olan bir kimse ölürse, büyük oğlu kaza namazı hükümlerinde söylenen şartlara uygun ise, bu namazı babasının yerine kılması vaciptir.

Namaz kılan bir kişinin kıraati yanlış olursa, büyük bölümünü doğru okuyor ama kıraatini tam olarak düzeltemiyorsa, bu şekilde namazını ifa edebilir. bu şekilde namaz kılması yeterlidir. eğerki Kuran’ın diğer bölümlerinden de bir miktar doğru okuyamıyorsa, tesbih okumalıdır. “Rabbimiz. Tavafımızı ve namazımızı bizden kabul eyle. Şüphesiz ki sen her şeyi işiten ve bilensin. Ey rabbimiz. Bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma. Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan koru. Ey rabbimiz. Bize bol sabır ver. Bizim canımızı Müslüman olarak al. Ey rabbimiz. Bizi fitneye düşürme. Bizi bağışla. Şüphesiz sen mutlak güç ve hikmet sahibisin. Ey rabbimiz. Günahlarımızı bağışla. İnkârcı topluluklara karşı bize güç ver.”