Zemzem Suyu Satışı

Dünyanın en kurak bölgelerinden biri olan Arap yarımadasında 1,5 metre çapında kuyudan çıkan Müslümanlar için kutsal olan zemzem suyunun yaklaşık dört bin yıllık geçmişi vardır.

Hz. İbrahim(a.s) hanımı Hacer ve oğlu İsmail(a.s) ile Mekke’ye gitti. Hacer ile oğlu İsmail’e bir su kırbası ile, biraz hurma bırakıp Şam’a gitmek üzere yola çıktı.Hacer :“Ey İbrahim, bizi bu ıssız yere bırakıp nereye gidiyorsun.bizi kime teslim ediyorsun.sorusuna Hz.İbrahim, Allah’ın emriyle gittiğini söyledi.şimdiki zemzem kuyusunun üst tarafında bulunan bir ağacın altında kalan Hacer,bir müddet sonra acıkan ve ağlayan, oğlu İsmail için safa tepesine çıktı. Sonra Merve tepesine geçti. İki tepe arasında yedi defa gitti, geldi. ne bir insan, ne de bir su görememişti. Çaresiz kalmıştı. Allah’a dua ediyordu “Ey ses sahibi, sesini duyurdun. Eğer sen bize yardım etme kudretine sahip isen, yardım et.” diyordu. Zemzem kuyusunun yerinde Cebrail aleyhisselamı gördü. Ayağıyla kuyuyu kazıyordu. Onun kazdığı yerden su fışkırıyordu. Hemen suyu havuz gibi çevirdi. Kendisi içti ve oğlu İsmail’i emzirdi. O zamandan günümüze kadar bu su sürekli olarak asırlardır akmaktadır.

Günümüzde, basından öğrendiklerimize göre birçok ilimizde zemzem suyu ismi ile su satılmaktadır. Ne derece gerçek ya da gerçek değildir, belli değil.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunda Başkan Vekili bir yetkili, şunları söylemektedir: “Müslümanların değer verdiği bir su olan zemzemin, satışı ahlaki değildir.”

Suudi Arabistan’a’ibadet amaçlı giden insanların bu suyu içtiğini anlatan yetkili, “Hz.muhammed’in(sav)de zemzem’i içenlerin, hayırlı ilim istiyorum, bütün hastalıklarıma da şifa istiyorum.” diyerek dua edip içenlerin şifa bulacağına yönelik hadisi bulunmaktadır. Ama bu suyu buralarda ücret karşılığı satmak doğru değildir.

Zemzem’in satılmasına yönelik din de bir yasaklama bulunmadığını ifade eden yetkili, zemzem suyunun Suudi Arabistan da ücret karşılığı satılmasının yasak olduğunu, insanların gerekenden fazla götürmelerinin de doğru olmadığını söyledi.

Hacıların Suudi Arabistan’ dan belli miktar da zemzem suyu götürmelerine müsaade edilmektedir. Ancak zemzem’in tır’la kamyon’la ve arabalarla su taşınmasına rıza göstermezler.

Türkiye’de satışı yapılan suyun zemzem suyu olup olmadığını, bilmediklerini belirten yetkili, ”Zemzem suyunun satışı ahlaki olarak doğru değil. Hediye olarak getirilen insanlara sunulan bir sudur. Şifa niyetine içilen bu suyun ticari bir meta olarak kullanılması uygun değildir.” dedi.

Bayan İhram

Kadınlar, renk ve model şartı olmaksızın, el ve yüzleri dışında bedenlerinin tamamını vücut hatlarını belirmeyecek şekilde örten ve ziynet görüntüsü içermeyen elbise giyerler. Başörtüsü ve ayak giysileri her zaman giyindikleri gibi olur.

İhram elbisesi giyindikten sonra iki rekât ihram namazı kılınır. İhram namazı için şu şekilde niyet edilir. “Niyet ettim, Allah rızası için ihram namazını kılmaya.”

İhram namazı iki rekâttır. Aynı sabah namazının sünneti gibi kılınır. Birinci rekâtta Fatiha süresi ile Kafirün suresi, ikinci rekâtta ise Fatiha süresi ile İhlâs suresi okunur. Namazdan sonra ise umre’ye niyet edilir.”Niyet ettim ya Rabbi, senin rızan için umre yapmaya, Allah’ım umreyi bana kolay kıl ve umremi kabul eyle.” diye, umre’ye niyet edilir

Niyetten sonra,”Lebbeyk allahümme lebbeyk. lebbeyk la şerike leke lebbeyk. İnne’l ham deve’n-nimete leke ve’l-mülk.la şerike lek.”diyerek telbiye getirilir. Hz. Aişe yüksek sesle telbiye getirirdi. Telbiye duasının bir kere okunması farz, belli aralıklarla tekrarlanması ise sünnettir.

Kadınlar ihrama girdiklerinde ilgi çekmemek için sade ve tercihen renksiz giysi giyinirler. Mümkün olduğu kadar süs görüntüsü vermeyen giysilerle ihrama girmeleri tavsiye edilir. Adet hali görenler ihram namazını kılmazlar, yalnızca niyet eder, telbiye duasını okuyarak ihrama girerler. Fakat adetli de olsalar temizlik için yıkanmaları tavsiye edilir.

Kadınlar eldiven ve peçe giyinmezler. Peygamber efendimiz(sallallahu aleyhi ve selem): ”İhramlı kadın peçe takmaz,eldiven giyinmez.”diye buyurmuşlardır. Fakat yabancı erkeklerin yakınından geçmeleri ihtimaline karşı, kadın yüzünü örtme ihtiyacı hissederse, başının üzerinden örtüsünü veya peçesini indirebilir. Aişe radiyallahu anha şöyle demiştir.”Bizler resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte ihramda bulunduğumuz halde binekliler yanı başımızdan geçerlerdi. Bizim hizamıza geldikleri vakit her birimiz başının üzerindeki cilbanını yüzünün üstüne indirirdik. Bu yolcuları geride bıraktığımız zaman yüzümüzü açardık. El-münzir kızı Fatıma da şöyle demiştir. “Bizler Ebu Bekir’in kızı Esma ile birlikte ihramda bulunduğumuz halde yüzlerimizi örterdik.”

Eğer hacca gidiyorsanız, Diyanet’in verdiği elbiseleri rahat edeceğiniz şekilde diktiriniz. Rahat edebileceğiniz şekilde istediğiniz elbise ile hacca veya umreye gidebilirsiniz. Sivil elbise de giyeceğinizi düşünmeli mümkünse onlara da bayrak dikmelisiniz. Sıcak hava da terleneceği düşünülerek bolca iç çamaşırı almakta yarar vardır. çöl iklimi olması dolayısıyla, gündüzleri sıcak, geceleri soğuk olur. Mevsimi takip ederek ona göre kıyafet alınmalı.

Şavt Nedir Anlamı

Şavt, tavaf esnasında yapılan bir ibadetin ismidir.

Tavaf: Kabe’nin etrafında yedi defa dönmeye verilen isimdir. Şavt ise bu dönmelerin her birisinin aldığı isimdir. Tavaf: yedi şavt’tan oluşur ve Kâbe’nin etrafında yedi şavt yapılır. Yedi şavt bir tavaf eder. Halk arasında şavt’a, bazen şaft da denilebilmektedir.

Şavt olmadan tavaf olmaz. Bir tavafın olabilmesi için yedi tane şavt olması gereklidir.

Şavt sırasında abdestli olmak gerekir. şavt’ı abdest’li olarak yapmak şavt’ın vaciplerindendir. Eğer ki tavaf esnasında abdest bozulması olursa, tekrar abdest alınması ve şavt’a devam edilmesi gerekir.

Mescid-i Haram’ın dışında şavt olmaz. Şavt’ı yapabilmek için mescidi-i haramın içinde bulunmak gerekir. Bu alan bir hayli geniş halde olduğu halde, her yıl hac ve umre yapan hacıların sayıları arttığı için genişletme çalışmaları devam etmektedir.

Hacer-ül esved hizasına gelmeden : “Allah’ım senin için umre tavafı yapmak istiyorum. bunu bana kolaylaştır ve kabul eyle” diye niyet edilir. Tavaf başlamadan önce erkekler “ıztıba” yaparlar.

Böylece hacer-i esved’in hizasına doğru gelinir. Bu sırada tekbir, tehlil getirmek ve dua etmek uygun olur. hacer-i esved hizasına gelindiğinde eller, içleri Kâbe’ye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz ya da kulak hizasına kadar kaldırılır” bismillah Allah’u ekber” denir. hacer-i esved “istilam” edilir. İstilam: elleri hacer-i esved’in üzerine koyup onu öpmek demektir. Ancak hac mevsimin de bu hiç mümkün değildir.(aşırı kalabalık olduğu için)bundan dolayı hacer-i esved’e uzaktan elle işaret edip sağ avuç içi öpülmek suretiyle yetinilir.

Hacer-i esved’i istilam etmek sünnettir. Başkalarına eziyet etmek ise haramdır. Sünneti yerine getirmek için başka insanlara eziyet vermek ve haram işlemekten sakınmak gerekir.

Daha sonra Kâbe sol tarafa alınır, tavafa başlanır. Tavaf’a başlarken ve her şavt başında “Allah bütün eksikliklerden uzaktır. hamd Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Bütün güç ve kuvvet şanı yüce ve azamet sahibi Allah’a aittir. Salât ve selam, efendimiz Muhammed aleyhi ve sellem’e olsun. Allah’ım sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, verdiğim sözü yerine getirerek ve peygamberinin sünnetine uyarak bu ibadeti yerine getiriyorum.” diye dua edilirse ne güzel olur. Tavaf’ın hatim’in dışından yapılması gereklidir. Tavafın ilk üç şavt’ın da erkekler mümkün olduğu kadar “remel” yaparlar.

Umre Tavaf Namazı

Temettü vaciplerinden üçüncüsü: Tavaf namazıdır.

Tavafın hangi çeşidi olursa olsun, tavaftan sonra iki rekât tavaf namazı kılmak vaciptir. Tavaf namazı kılınmadan, peş peşe tavaf yapmak mekruhtur. Yani tavaf yaparken arada tavaf namazı kılmalıyız.

Tavaf namazının ilk rekâtında Fatiha suresi ile Kafirün, ikinci rekâtında ise, Fatiha suresi ile İhlâs surelerinin okunması müstehaptır.

Tavaf namazı vacip olmasına rağmen, haccın ve tavafın vacibi sayılmaz. Bundan dolayıdır ki, terk edilmesi durumunda hac cinayeti sayılmaz ve bir ceza gerekmez.

Kerahet vakti değilse, tavafın hemen peşinden bu namazı kılmak uygundur. Fakat çeşitli nedenlerle tavafın arkasından kılınamazda, daha sonra da kılınırsa yerine gelmiş olur.

Makam-ı İbrahim’in hemen arkasında bu namazı kılmak, vaciptir. Fakat her zaman yer bulmak mümkün olmuyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda Müslüman hac etmek için geldiğinden aşırı kalabalık olabiliyor. Böyle durumlarda da müsait yerlerde namazı eda edebiliriz. Yalnız bu namazın harem bölgesinin dışında kılınması ise mekruhtur.

Bu namazın kılınış şekli ise sabah namazı gibidir. Sadece farkı sesli veya sessiz okunabilir olmasıdır. Bu namazı Hz. İbrahim’in makamına yakın bir yerde kılmak vaciptir. Makamın sağ ya da solunda değil de arkasında kılmalıdır.

Tavaftan sonra ihtiyaten tavaf namazı çabuk kılınmalıdır. Yani geleneğe göre tavaf ile namaz arasında ara verilmiş sayılmamalıdır.

Tavaf namazının vacip olduğunu bildiği halde, kasıtlı olarak kılmayan her kişinin haccı ihtiyaten batıl olur. Tavaf namazı unutulursa, tavaftan sonra yapılan ameli bittikten sonra aklına gelirse, tavaf namazını yerine getirmelidir. Diğer amellerin yeniden yapılması iyi olmakla beraber vacip değildir

Sa’y anında akla gelirse onu kesip, makamın arkasında namazı eda edip, tekrar sa’ya kaldığı yerden devam edip tamamlanmalıdır.

Şayet,  Mekke’den çıktıktan sonra akla düşerse geri dönüp kılmak aşırı sıkıntı vermiyorsa, geri dönmeli namazı eda etmelidir. Mümkün değilse, nerede hatırladıysa orada yerine getirebilir.

Üzerine tavaf namazı vacip olan bir kişi ölürse, büyük oğlu kaza namazı hükümlerinde bilinen şartlara uygun ise bu namazı onun yerine kılması vaciptir.

Kabe Tavaf Alanı Kaç Metre?

İslam’ın  ilk  yıllarında ibadetlerde kıble, Kudüs’teki Mescid-i Aksa iken, hicretten sonra on altıncı ayda, kıble Mekke’deki Mescid-i Haram’a çevrilmiştir. Kuran-ı Kerim’de bu değişiklik şöyle anlatılır: “Her nereye çıkıp gidersen git yüzünü Mescidi-i Haram yönüne çevir. Bu elbette Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”(El Bakara 2/ 149 kış 2/150)

“Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni sevdiğin kıbleye mutlaka çevireceğiz. Hemen yüzünü Mescidi i Haram tarafına çevir. Ey müminler sizde nerede olursanız olun yüzünüzü onun tarafına çevirin.” (el Bakara 2/144 ) ayetlerinde, Allah böyle açıklamıştır

Mescidi-i Haram’ın kuzey batı duvarı 164 m, güney doğu duvarı 166 m, kuzey doğu duvarı 108 m, güneybatı duvarı 109 m.dir. Mescid-i Haram’ın bu dört duvarında 19 kapı çevresinde 92 kubbe ve 7 minare vardır. Hz.Ömer zamanına kadar ihade duvarı yoktu. Daha sonra duvar örüldü ve tarih boyunca bir takım tamirler onarımlar genişletme çalışmaları yapıldı. Benu şeybe kapısının kemeri ile Kâbe arasında küçük kubbeli bir yapı vardır. Kâbe yapılırken Hz İbrahim’in iskele olarak kullandığı taş burada bulunmaktadır. Taş üzerine çıkan Hz İbrahim’in ayak izleri vardır. Kâbe’nin kuzey batı duvarının karşısında mermerden yapılmış yarım daire şeklinde bir duvar vardır. Hilal’ e benzeyen bu duvarla çevrili alana el Hatim veya el Hicr denir. Tavafın yerine getirildiği mermer döşemeye metaf denir. Metaf tavaf edilen yer tavaf edilirken dönülen alan, demektir.

Zemzem’in çıktığı bölüm Hacerül Esved’in karşısında Kâbe’nin, 20 m. kadar doğusunda bulunmaktadır. Zemzem İbranice bir kelime olup dur dur anlamına gelir.

KABE HAKKINDA KISA BİLGİLER

1.Mescid(bina) alanı:190.000 m2

2.Haremin çatı sahası:61.000 m2

3.Mescidin dışındaki namaz alanı:88.000 m2

4.Bütün sahaların alanı:366.168 m2

5.Aynı anda namaz kılan kişi sayısı: 1.000.000 civarında sokaklara taşarak.

6. Minare âdeti: 9

7.Minarelerin yüksekliği:89 m.

8.Kapıların âdeti:99. giriş yeri51.

9.Ana kapılar 3

10. Kâbe’nin oturduğu alan:145 m2

11.Hatim alanı:94 m2

Umrenin Farzları Nedir?

Umre, ziyaret etmek anlamına gelir. Ziyaret biçimi hac gibidir. Müslümanların Kâbe’yi ziyaret etmelerine umre denilir. Fakat hac gibi zilhicce ayında yapılması gerekli değildir.

Dini anlam olarak ise umre: belli bir zamana bağlı olmadan ihrama girmek, Kâbe’yi tavaf etmek, safa ile Merve arasında sa’y yapmak ve traş olup ihramdan çıkmaktır.

Umre farzı ikidir:

1.İhram

2.Tavaf

İhram: şart, tavaf: rükündür.

Umrenin vacipleri ise: sa’y ile traş olmak ve ihramdan çıkmaktır.

Umre bir nevi küçük hacdır. Umre yapmak isteyen bir kişi, mikat’tan ihrama girer. Umre tavafı yapar. Sonra, sa’y yapar ve saçlarını kısaltır ya da traş olarak ihramdan çıkılır.

Umre yapmak sünnettir. Belli bir zamana ihtiyaç yoktur. arefe ile onu izleyen kurban bayramı günleri olmak üzere beş günün dışında, her zaman umre yapılabilir. Bunu şu şekilde de açıklayabiliriz: hac zamanı dışında yapılan hacca umre denir. Bu görevi icra eden kişiye de hacı yerine( yarı hacı )deriz.

Hayatta bir kere umre yapmak sünnettir.

Umrenin çok önemli faziletleri vardır. Özellikle ramazan aylarında umre yapmak çok sevaptır. Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz şöyle buyurmaktadır:”umre, diğer bir umre ile arasındaki günahları siler.” ve “ramazanda yapılan umre sevabı bir haccın sevabına eşittir.”

Ebu Hureyra(r.a)’in rivayetine göre, Hz. Muhammed,(sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmaktadır.”umre, ikinci bir umreye kadar küçük günahlar için bir kefarettir. Kabul edilen bir hac ise, onun cennetten başka bir karşılığı yoktur.”

İhram, niyet ve telbiyedir. İhrama mikat yerinden girilir, yâda daha da emin olunmak istenirse biraz öncesinden de girilebilir.

Umreye niyet eden kişi: önce traş olur, saçlarını kısaltır, tırnaklarını keser, etek traşı olur, yıkanır ve abdest alır ve beyaz izar ve ridasını giyip güzel koku süründükten sonra kerahet vakitleri dışında ise iki rekât namaz kılınır. sonra kalp ile umreye niyet edilir. Sesli olarak da yapılabilir.

Umre Hanefi ve maliki de sünnet, Şafii ve Hanbelî de farzdır. Hayatın herhangi bir döneminde yapılabilir. İslam’a gör,e umre ve haccı peş peşe yapmak tavsiye edilir.

Umre Vizesi İçin Pasaport Süresi

Umre veya hacca gidecek kişilerin öncelikle pasaport sahibi olmaları gerekmektedir.

Türkiye’de yaşayan vatandaşların il ve ilçe emniyet müdürlüklerinde hizmet veren başvuru merkezine:yurt dışında yaşayan vatandaşların ise bulundukları ülkelerdeki büyük elçiliklerin konsolosluk şubelerine müracaat etmeleri gerekmektedir.İstanbul,Ankara,İzmir gibi büyük şehirlerde emniyet.gov.tr den randevu alınması gerekir.diğer illerden ise direk müracaat edilmesi gerekiyor.evrak olarak:kimlik fotokopisi ve aslı,harç dekontu,cüzdan bedeli harcı,2 adet bio metrik fotoğraf ile birlikte kişinin kendisi müracaat etmesi gerekir.

Harç ve cüzdan bedeli yatırabilecek bankalar: Akbank, Albaraka Türk, Alternatif bank, Anadolu bank, Bank Asya, Deniz bank, Eurobank, Tekfen, Finans bank, Garanti bankası, HSBC Bank, İNGbank, Kuveyt Türk katılım bankası, Şeker bank, TC Ziraat bank, Türkiye Vakıflar Bankası, Yapı Kredi Bankası.

Alınacak dekontlarda mutlaka t.c kimlik numaranız, adınız ve soyadınız bulunmalıdır. dekontlar daha sonradan değiştirilemediği için harç miktarınızı pasaport sürenize uygun olarak yatırmanız gerekmektedir. Yatırılacak harç ve defter bedelleri dekontlarına “tahsil edilmiştir.”kaşesinin basılması bir nüshasının vatandaşa verilmesi ve dekontta, tahsilâtı yapan kişinin ıslak imzasının bulunması gerekmektedir.

Teslim edilen pasaportlar bir hafta içinde adrese gelmektedir.

Umre, Müslümanların hac mevsimi dışında Kâbe’yi ziyaret edebilmesi anlamına gelmektedir. Belli bir tarihte gidilmesi zorunlu olmadığı için sayı olarak da her hangi bir sınırlama söz konusu değildir. Umrenin bir diğer anlamı da ziyarettir. Kâbe ziyaret edilir ve Müslümanlar için kutsal olan yerlerde dini bir ibadet gerçekleşmiş olur.

Umre ziyaretinde bulunacak olan kişiler öncelikli olarak umre vizesi almaları gerekmektedir. Diyanet işleri ve ya diyanet işleri başkanlığının yetkilendirdiği acentelerle umre vizesi işlemleri gerçekleştirilir.

45 yaş altında bulunan bayanlar1.derece yakını olmadan Suudi Arabistan’a girişleri yasaktır.1. derece yakınlar(eş, baba, oğul, amca, kayınpeder)eşliğinde Suudi Arabistan girebilirler.

Suudi Arabistan’a, umre vizesi almak için pasaport bilgileri online olarak gönderilmelidir. Alınacak olan onay ile kayıt işlemleri için gereken evrakları hazırlamalı ve umre yolculuğu için düşünülen günden en az 15 gün önce başvuru yapılmalıdır.

Son açıklanan rakamlara göre, hacca giden hacı adaylarının %60’ıdiyanet işleri başkanlığı, organizasyonu ile %40’lık kısım ise diyanet işleri onayını almış olan seyahat acenteleri ile hac görevini yapmışlardır.

Hacer Ül Esved Taşının Sırrı

Hacer Ül Esved: Kâbe’yi Muazzama’nın doğu köşesinde 1,5 metre yükseklikte bulunan, cennet yakutlarından olan parlak siyah bir taş.

İbrahim Aleyhisselam ile oğlu İsmail Kâbe’yi inşa ettikleri sırada melekler taş getirerek yardımda bulundular. İbrahim Aleyhisselam ‘ey İsmail öyle bir taş getir ki, hacılara işaret olsun.’buyurdu. İsmail Aleyhisselam bir taş getirdi. İbrahim Aleyhisselam ‘bundan daha iyi bir taş getir.’buyurunca Ebu kubeys dağından: Cebrail aleyhisselam, tufanda bana bir taş emanet etti gel onu al, diye bir ses işitti. Bunun üzerine hacer-ül esved taşı Ebu kubeys dağından alınıp, kabe’deki yerine yerleştirildi.(Azraki)

Hacer:Taş, ve esved: Siyah’demektir,.Hacer-Ül Esved: Siyah taş anlamına gelmektedir.

Rivayete göre, Adem Aleyhisselam cennet’ten dünyaya indirilince meleklerin seslerini ve tespihlerini işitemez oldu. bu halinden yakınarak Allah’ü Teala’ya yalvardı. Allah’ü Teala melekler vasıtasıyla bir beyt gönderdi. Bu beyt cennet yakutlarından bir yakut olup parıl parıl parlıyordu. İndirilen bu Beyt’in biri doğu, biri batı olmak üzere iki kapısı vardı. Üzerinde cennetten kandiller vardı. o hane bugün Kabe’nin bulunduğu yere indirilmişti. Allahü teala’ey adem senin için bir hane gönderdim. Arşım etrafını tavaf ettiğin gibi bunun da etrafını tavaf eyle. Arşın çevresinde namaz kıldığın gibi bunun etrafında da namaz kıl.’buyurdu. Hacer-Ül Esved’i de bu beyt’le beraber gönderdi.

Bu taş, yeryüzüne ilk geldiğinde beyazdı. Cahiliye döneminde günahkâr insanlar ve hayızlı kadınların dokunmasıyla karardı. Bundan dolayı da hacer-ül esved, siyah taş dendi.

İslamiyet’ten önce de Mekke’de ki Arap kabileleri ona değer veriyor korumayı bir borç biliyorlardı. Nitekim Mekke de Kabe’nin bir tamiratı esnasında, sıra Hacer-ül Esved’in duvardaki yerine yerleştirme işine gelince, kabileler arasında anlaşmazlık çıktı. Neredeyse aralarında savaş çıkacak idi. Peygamber efendimiz sayesinde bu anlaşmazlık halledildi. Hacer-Ül Esved taşının yeri konusunda anlaşamıyorlardı. Peygamberimiz paltosunu çıkardı. Hacer-Ül Esved taşının üzerine koydu. her kavmin ileri gelenleri paltonun uçlarından tutarak duvarın üzerine koydular. sonra kendi mübarek eliyle yerine yerleştirdi. ve anlaşmazlık son buldu. tarihte bu olaya ‘peygamberimizin’ Kabe hakemliği’olayı’ denmektedir.

Hacer-Ül Esved muhtelif zamanlar da zarar görmüştür. sel felaketleri nedeniyle yıkılmalarda, yangınlarda parçalandığı rivayet edilir.12 parçaya ayrıldığı biliniyor.sonra birleştirilmiştir küçük bir parçası kanuni sultan Süleyman zamanında İstanbul’a nakledilmiş kanuni sultan Süleyman türbesine asılmıştır.

Amberiye Mescidi

Osmanlı imparatorluğu döneminde sultan Abdülhamit han tarafından 1908 yılında inşa ettirilmiştir. Hicaz demiryolu projesi çatısı altında yapılmıştır.

Medine de tren istasyonunun hemen yanında bulunmaktadır. Hicaz demiryolunun hizmette bulunduğu yıllarda güzergâhı olan Medine de inen umre ve hac yolcuları, bu mescide uğrarlar, namaz ibadetlerini yapar. Hem de yorgunluklarını giderirlerdi.

Amberiye Mescidi, Mescid-i Nebevi’ye birkaç kilometre mesafededir.

Mescidin içinde misk, amber peygamber sevgisi vardır. Dokunaklı bir inşaat hikâyesi vardır. Umre ve hac için Mekke’ye giden Müslümanlar fırsat buldukça, bu mescidi ziyarete giderler. Haremi şerife hizmet etmiş ecdadımızın hizmetlilerini hayır ve minnetle yâd eder ve namaz kılarlar.

Malum sebeplerden dolayı, Osmanlı padişahları hac ibadetlerini yerine getiremez yerlerine vekil gönderirlerdi. Gerçi haremi şerif için hiçbir fedakârlıktan kaçınmazlardı. Her türlü hizmeti yerine getirirlerdi.

Özellikle Abdülhamit han Mekke ve Medine’ye hizmette ve hürmette kusur etmemiştir. Her hac dönemin de vekiller göndermiştir.

Bir hac mevsimi döneminde hac görevini yerine getirmek üzere vezirini vekil tayin eder. Yıldız sarayından vezirini dualarla ve kutsal topraklarda yaşayan insanlara dağıtılmak amacıyla, her türlü hediyelerle kutsal topraklara yolcu etmiştir.

Abdülhamit han vezirinden, Müslümanların kurtuluşu için dua etmesini ister. Ayrıca bir avuç toprak getirmesini ister.

Vezir,hac görevini yapar,İstanbul’a dönmek üzere tren istasyonuna gider,trene biner,hareket saati yaklaşmıştır.aklına padişahın istediği bir avuç toprak gelir.geri dönüp ravza-i mutahhara dan toprak alacak zamanı yoktur.aşağıya iner,karşıdaki tarladan bir avuç toprak alır,trene biner.

İstanbul’a vardığında padişah, kendi öz kardeşi gibi karşılar. Sarılır. Peygamber efendimizin’ sallallahu aleyhi ve sellem’’ kokusunu almak ister ve sözü toprak konusuna getirir. Vezir kadife kesenin içindeki toprağı padişah’a verir. Padişah edep ve hürmetle toprağı avuçlarının içine alır, koklar, bir daha koklar ve vezirine dönerek’ bu toprağın amberi var ama miski yok.’der. Bunun üzerine vezir şaşırır ve gerçeği itiraf eder. Bunun üzerine padişah vezirin toprak aldığı yere bir mescit inşa edilmesini ister.

Bir yıl içerisinde Amberiye mescidi inşa edilir ve bir sonraki hac mevsimine yetiştirilir. Medine de tren istasyonu karşısında, beyaz kubbeli mescidin adı Amberiye mescididir.

Haccın Çeşitleri

HAC’CIN ÇEŞİTLERİ

A) HÜKÜM BAKIMINDAN:

Şer’i hüküm açısından hac üç çeşittir.(farz, vacip ve nafile) belirli şartları uygun olan Müslümanların ömründe bir defa haccetmesi farzdır.

Yükümlü olmadığı halde, haccetmeyi adayan kişinin bu adağını yerine getirmesi ise vaciptir. Farz ve vacip dışında yapılan hac nafiledir.

Diğer nafile ibadetlerde olduğu gibi, başladıktan sonra bozulan nafile haccın kazası da vacip olur.

B) YAPILIŞ ŞEKLİ BAKIMINDAN:

Yapılış şekli bakımından hac üç çeşittir.(ifrad, temettü ve kıran)

Hac ve umre her biri tek başına yapıldığı gibi, aynı sene içerisinde, ikisi birbirine bağlı olarak da yapılabilir. Hac ay’ı içerisinde hac yapmadan önce umre yapıp yapmamaya, yapıldığı takdir de umre ve haccın ayrı,  veya aynı, ihramla yapılması durumuna göre hac: ifrad haccı, temettü haccı ve kıran haccı olarak üç şekilde gerçekleşmiş olur.

1.İFRAD HACCI:

Umresiz olarak yapılan hacdır. Sadece hac ibadeti yapıldığından dolayı bu ad verilmiştir. Hac ayları içerisinde, hacdan önce umre yapmayıp, sadece hac niyetiyle ihrama girip, hac görevini yerine getirilir. Böylece ifrad haccı yapmış olurlar. mikat sınırları içerisinde olsun, ya da olmasın, herkes ifrad haccı yapabilir.

2.KIRAN HACCI:

Aynı sene içerisinde, hac ayları içinde umre ve haccı birleştirmeye verilen addır. Umre ve hac tek ihramla yapılır. Bundan dolayı,’birleştirmeli hac’ manasında bu adı almıştır. Umre ve hacca ikisine birlikte niyet edilir. Umreyi yaptıktan sonra ihramdan çıkılmaz, aynı ihramla hac görevine devam edilir. Bu durumda kıran haccı yapılmış olur.

3.TEMETTU HACCI:

Aynı yılın hac ayları içinde, umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır. Hac ayları içinde, umre yapıp ihramdan çıkılır. Yeniden ihram giyip hac görevini yapılır. Bu duruma temettu haccı ismi verilir.

Hanefi’lere göre, umre ile hac arasında herhangi bir nedenle memleketine dönen kimse, Şafiilere göre ise: mikat sınırları dışına çıkan kimse, döndüğü zaman tekrar umre yapmazsa hac temettü değil, ifrad olur.

Kıran haccında, umreden sonra ihramdan çıkılmadığı için umre ile hac arasında ister mikat dışına çıkılsın, isterse memleket veya her hangi bir yere gidilsin, kıran haccı ifrad’a dönüşmez.

Bu üç hac çeşitlerinden hangisi yapılırsa yapılsın. Hac görevi yerine getirilmiş olur.

Hac ibadetinde gerçek fazileti haccın çeşidinden daha ziyade, edasında gösterilen gayret, samimiyet, huzur, huşu ve ihlâsa göre değerlendirmek gerekir.